Türkçe Almanca - Almanca Türkçe Çeviri

Çevirmek ya da anlamını öğrenmek istediğiniz kelimeyi/cümleyi aşağıya yazıp çevir butonunu tıklayın.
Dili otomatik olarak algılayacağız.




Almanca Türkçe
engel meleğim
engel, ich habe auf diese weise entschieden meleğime bu şekilde karar verdim
sie täuschen mich nicht sengel sengelmedin beni kandirdin
so krank its mein engel çok kötü onun meleğim
war den besetzten gebieten gewidmet, die nach dem zweiten weltkrieg von deutschen alliierten geschaffen und kontrolliert wurden. am 23. mai 1949 wurden französische, britische und amerikanische besatzungsgebiete zur bundesrepublik zusammengelegt. am 7. oktober 1949 wurde eine deutsche demokratische republik, auch bekannt als ostdeutschland, unter sowjetischer besatzung gegründet. am 3. oktober 1990 schlossen sich diese beiden staaten zur heutigen bundesrepublik zusammen. tarihi ikinci dünya savaşı sonrası almanya müttefikler tarafından oluşturulan ve kontrol edilen işgal bölgelerine ayrılmıştı. 23 mayıs 1949’da fransız, ingiliz ve amerika işgal bölgeleri birleştirilerek almanya federal cumhuriyeti kuruldu. 7 ekim 1949’da ise sovyet işgali altında bulunan doğu almanya olarak da bilinen alman demokratik cumhuriyeti kuruldu. 3 ekim 1990 tarihinde bu iki devlet birleşerek bugünkü almanya federal cumhuriyetini oluşturdular.
du bist mein engel engel, ich bin gut sen benim canımsın meleğim iyiki varsın
mein engel meleğim
gute nacht mein engel schlaf schön iyi geceler meleğim güzel uykular
engelhaft melek gibi bir ablasın
mein name ist engel benim adım melek
engel sind schwach für die welt melekler bun dünya için zayıf
engel sind schwach für diese welt melekler bu dünya için zayıf
ich merkte, dass ich schon eine ganze weile herumgelaufen bin, mein kleiner engel an meiner linken schulter. ich war schon sehr glücklich, dass ich in nassem zustand vor mir selbst saß. ich sitze nicht im regen, nicht im mond, wenn ich erwischt werde anladım ki bunca zamandır bomboş gezip durmuşum sol omuzumdaki küçük meleğimle ben zaten çok mutluymuşum islak bir halde kendimi karşısında otururken bulmuşum ne de güzelmiş senin yağmurun ay değil ben tutulmuşum geleceksen bana sen gel biraz sarıl elini ver
ich merkte, dass ich schon eine ganze weile herumgelaufen bin, mein kleiner engel an meiner linken schulter. ich war schon sehr glücklich, dass ich in nassem zustand vor mir selbst saß. ich sitze nicht im regen, nicht im mond, wenn ich erwischt werde anladım ki bunca zamandır bomboş gezip durmuşum sol omuzumdaki küçük meleğimle ben zaten çok mutluymuşum islak bir halde kendimi karşısında otururken bulmuşum ne de güzelmiş senin yağmurun ay değil ben tutulmuşum geleceksen bana sen gel biraz sarıl elini ver
danke mein engel deine freitag ist mubarek teşekkür ederim meleğim senin cuma mubarek
mein schöner engel güzel meleğim
unglücklicher engel doğumgününe az kaldı şansız meleğim
der film kommt uns als französisches denkmal vor. unser film hat 2 hauptfiguren. der eine ist reich, reich, aber keine funktion für das leben von philippe. der andere braucht auch geld mit seiner mutter und hat auch eine familie mit problemen mit einer figur namens driss. tatsächlich ist unsere ganze geschichte eine geschichte, die von einem echten ereignis inspiriert wurde. es ist besser, charaktere als echte persönlichkeiten und nicht als szenario zu betrachten. was die charakterstruktur angeht, so war philipp nach einem unfall gelähmt, aber das geld brauchte einen pfleger, weil alles fehlte. driss tritt hier ins interview, philippes babysitterinterview, im gegensatz zu anderen rivalen ist driss einstimmig, nur um das arbeitslosengeld zu bekommen, die unterschrift wieder zu bekommen. die ganze geschichte beginnt hier. philippe sah, dass er sich von anderen unterscheidet, und entschloss sich, das interview einzustellen und driss einzustellen. driss jetzt philippes hand, der erste schritt in richtung des rechts, seinen arm zu sein. philippes liebe zur kunst ist eine hochklassige elitepersönlichkeit, die sich für klassische musik interessiert. im gegenteil, driss liebt es, musik zu bewegen, marihuana zu verwenden, verbringt seine abende mit freunden auf der straße und scheint für andere mitarbeiter von philippe gefährlich zu sein. während der ganze kreis von philipp über driss schlechte gedanken hat, liebt philippe driss, der im gegenteil die lang anhaltende monotonie in seinem leben beendet und sich nicht wehrt, ihn gegen andere zu verteidigen. wie driss philippe'in das leben verändert hat, so wie das leben von philippe de driss große veränderungen bewirkt. philippe hat einen langjährigen freund. eine frau namens eleanor, die wir noch nie gesehen haben, ist eine kommunikationsform, an die wir überhaupt nicht gewöhnt sind. driss eleanor fordert nun eine mündliche kommunikation mit philippe, und die kommunikation zwischen philippe und eleanor springt an größe und beginnt sich in eine verbale und visuelle dimension zu bewegen. das leben mit dem beginn des lebens von philippe beginnt sich zu ändern. philippe, driftet dank driss im leben dank der entwicklung zu einem leben, das dank ihm zu einem anderen leben gezerrt wurde und die möglichkeit hatte, ein nest zu gründen. ebenso driss de philippe dank der möglichkeit, geschäftsmann zu werden, und sein altes leben hinter sich gelassen. wenn wir fragen, ob der film realistisch oder realistisch ist, ist der film jede sekunde ein realistischer film. denn die geschichte des films ist eine wahre geschichte und es gibt keinen platz für formalismus in diesem film. es gibt mehrere bedeutungen, die dieser film uns hinzufügen kann. eine der bedeutungen, die er mir hinzugefügt hat, ist eine mauer der vorurteile, die unser gehirn umgibt, und wir leben weiterhin das leben, das wir leben, solange wir diese mauer nicht gleichmäßig waschen können. was ist, wenn wir den mut haben, diese mauer zu durchbrechen? wenn wir mut einnehmen, können wir voraussagen, was mit uns geschehen wird, und wir können uns aussuchen und uns auf verschiedene weise werfen. vorsicht, es ist eine krankheit, die vorurteile nährt. behandlung liegt in unseren eigenen händen, wir müssen uns erholen. soundtrack: ludovico einaudi - una mattina film başlı başına bir fransız yapıtı olarak önümüze geliyor. filmimizin 2 adet ana karakteri bulunuyor. bir tanesi zenginler zengini fakat yaşama dair bir işlevi olmayan philippe diğeri ise paraya ihtiyacı olan bununla beraber annesiyle de sorunları olan ve kalabalık bir aileye sahip olan driss isimli karakterimiz. aslında bütün hikayemiz gerçek bir olaydan esinlenen bir hikaye. anlatacağım karakterleri bir senaryo olarak değil, gerçek kişilikler olarak ele almanız daha iyi olacaktır. karakter yapılarını ele alacak olursak philippe geçirdiği bir kaza sonucu başından aşağısı felçli kalmış bir zengindir ama para her şey olmadığı için bir bakıcıya muhtaçtır. işte burada devreye driss girer philippe’in bakıcı mülakatına gelen driss diğer rakiplerinin aksine sadece işsizlik maaşını tekrar alabilmek için imza alabilmeye gelmiştir. işte bütün hikaye burada başlar. philippe onun diğerlerinden farklı olduğunu görüp mülakata son verip driss’i işe almaya karar verir. driss artık philippe’in eli, kolu olmaya doğru olan ilk adımı bu şekilde atmış olur. philippe sanata olan sevgisi, klasik müziğe olan ilgisi ile üst düzey elit bir kişilik ama driss onun tam aksine hareketli müziği seven, esrar kullanan, akşamları sokaklarda arkadaşlarıyla geçiren ve philippe’in diğer çalışanları tarafından tehlikeli olarak görünen birisi. philippe’in bütün çevresi driss hakkında kötü düşüncelere sahipken philippe onların tam aksine hayatında uzun süreden beri olan tek düzeliğe son veren driss’i seviyor ve onu diğerlerine karşı savunmaktan hiçbir zaman kaçınmıyor. nasıl driss philippe’in hayatında değişimlere sebep olmuşsa aynı şekilde philippe de driss’in hayatında belli başlı değişimlere sebep oluyor. philippe’in uzun süredir bir mektup arkadaşı bulunuyor. hiç görmediği eleanor isimli bir kadınla günümüzde hiç de alışkın olmadığımız bir iletişim biçiminde bulunmakta. driss eleanor’u arayarak artık philippe ile sözlü iletişime geçmesini sağlamış ve philippe ile eleanor arasındaki iletişim boyut atlayarak sözlü ve görsel boyuta taşınmaya başlıyor. driss’in hayatına girmesiyle birlikte philippe’in yaşamı baştan sona değişime uğramaya başlıyor. aradan geçen zamanla philippe, hayatında driss sayesinde gelişen yenilikler sayesinde bambaşka bir hayata sürüklendi ve onun sayesinde tekrar bir yuva kurabilme şansına erişti. aynı şekilde driss de philippe sayesinde bir iş adamı olma fırsatına erişebildi ve eski hayatını geride bıraktı. film biçimsel mi gerçekçi mi diye sorar olursak film her saniyesine kadar gerçekçi bir film olma özelliğini bulundurmakta. çünkü filmin hikayesi gerçek bir hikaye ve bu filmde biçimselliğe yer yok. bu filmin bizlere katabileceği birden fazla anlam var. bana kattığı anlamlardan bir tanesi de ön yargı bir duvardır beynimizin etrafını çevreleyen ve biz bu duvarı yıkamadıkça yaşamaya devam ettiğimiz hayatı ömür boyunca yaşamaya devam ederiz, tekdüze bir şekilde. peki ya o duvarı yıkma cesaretine erişebilirsek? o cesarete erişirsek önümüze yaşama dair neler olabileceğini tahmin bile edemeyeceğimiz yollar çıkar ve seçim yaparak farklı yollara atabiliriz kendimizi. çekinmek, önyargı beslemek bir hastalıktır. tedavisi ise kendi ellerimizde gizli, iyileşmemiz gerek. film müziği : ludovico einaudi – una mattina
ich spare jetzt schon mein tachengeld paramı kurtardım
taschengeld harçlık
ich war ein engel brach meine flügel sind jetzt vergessen zu haben, dass ich klaue zeigte bir melek gibiydim kanatlarım şimdi pençe gösterdiğimi unutuyor
engel ich liebe dich melek seni seviyorum
1. das trinklied vom jammer der erde schon winkt der wein im goldnen pokale,  doch trinkt noch nicht, erst sing ich euch ein lied!  das lied vom kummer soll auflachend  in die seele euch klingen. wenn der kummer naht,  liegen wüst die gärten der seele,  welkt hin und stirbt die freude, der gesang.  dunkel ist das leben, ist der tod.  herr dieses hauses!  dein keller birgt die fülle des goldenen weins!  hier, diese laute nenn' ich mein!  die laute schlagen und die gläser leeren,  das sind die dinge, die zusammen passen.  ein voller becher weins zur rechten zeit  ist mehr wert, als alle reiche dieser erde!  dunkel is das leben, ist der tod.  das firmament blaut ewig und die erde  wird lange fest stehen und aufblühn im lenz.  du aber, mensch, wie lang lebst denn du?  nicht hundert jahre darfst du dich ergötzen  an all dem morschen tande dieser erde!  seht dort hinab!  im mondschein auf den gräbern hockt  eine wildgespenstische gestalt - ein aff ist's!  hört ihr, wie sein heulen hinausgellt  in den süßen duft des lebens!  jetzt nehmt den wein! jetzt ist es zeit, genossen!  leert eure goldnen becher zu grund!  dunkel ist das leben, ist der tod!  2. der einsame im herbst  herbstnebel wallen bläulich überm see;  vom reif bezogen stehen alle gräser;  man meint', ein künstler habe staub vom jade  über die feinen blüten ausgestreut.  der süße duft der blumen is verflogen;  ein kalter wind beugt ihre stengel nieder.  bald werden die verwelkten, goldnen blätter  der lotosblüten auf dem wasser ziehn.  mein herz ist müde. meine kleine lampe  erlosch mit knistern; es gemahnt mich an den schlaf.  ich komm zu dir, traute ruhestätte!  ja, gib mir ruh, ich hab erquickung not!  ich weine viel in meinen einsamkeiten.  der herbst in meinem herzen währt zu lange.  sonne der liebe, willst du nie mehr scheinen,  um meine bittern tränen mild aufzutrocknen?  3. von der jugend  mitten in dem kleinen teiche  steht ein pavillon aus grünem  und aus weißem porzellan.  wie der rücken eines tigers  wölbt die brücke sich aus jade  zu dem pavillon hinüber.  in dem häuschen sitzen freunde,  schön gekleidet, trinken, plaudern,  manche schreiben verse nieder.  ihre seidnen ärmel gleiten  rückwärts, ihre seidnen mützen  hocken lustig tief im nacken.  auf des kleinen teiches stiller  wasserfläche zeigt sich alles  wunderlich im spiegelbilde.  alles auf dem kopfe stehend  in dem pavillon aus grünem  und aus weißem porzellan;  wie ein halbmond steht die brücke,  umgekehrt der bogen. freunde,  schön gekleidet, trinken, plaudern.  4. von der schönheit  junge mädchen pflücken blumen,  pflücken lotosblumen an dem uferrande.  zwischen büschen und blättern sitzen sie,  sammeln blüten in den schoß und rufen  sich einander neckereien zu.  goldne sonne webt um die gestalten,  spiegelt sie im blanken wasser wider.  sonne spiegelt ihre schlanken glieder,  ihre süßen augen wider,  und der zephyr hebt mit schmeichelkosen das gewebe  ihrer ärmel auf, führt den zauber  ihrer wohlgerüche durch die luft.  o sieh, was tummeln sich für schöne knaben  dort an dem uferrand auf mut'gen rossen,  weithin glänzend wie die sonnenstrahlen;  schon zwischen dem geäst der grünen weiden  trabt das jungfrische volk einher!  das roß des einen wiehert fröhlich auf  und scheut und saust dahin;  über blumen, gräser, wanken hin die hufe,  sie zerstampfen jäh im sturm die hingesunknen blüten.  hei! wie flattern im taumel seine mähnen,  dampfen heiß die nüstern!  goldne sonne webt um die gestalten,  spiegelt sie im blanken wasser wider.  und die schönste von den jungfraun sendet  lange blicke ihm der sehnsucht nach.  ihre stolze haltung is nur verstellung.  in dem funkeln ihrer großen augen,  in dem dunkel ihres heißen blicks  schwingt klagend noch die erregung ihres herzens nach.  5. der trunkene im frühling  wenn nur ein traum das leben ist,  warum denn müh und plag?  ich trinke, bis ich nicht mehr kann,  den ganzen, lieben tag!  und wenn ich nicht mehr trinken kann,  weil kehl und seele voll,  so tauml' ich bis zu meiner tür  und schlafe wundervoll!  1. yeryüzündeki kederden içme şarkısı, halihazırda altın kaptaki şarabı çağırıyor, ama henüz içmedin, önce sana bir şarkı söylüyorum! keder şarkısı, ruhuna gülmek gibi gelmeli. keder yaklaştığında, ruhun bahçeleri ıssızlaşır, şarkı söyler ve sevinçten ölürler. karanlık hayattır, ölüm ölümdür. bu evin efendisi! senin mahzende altın şarabın zenginliğini koruyor! işte, bu sesler benim dediğim gibi! yüksek sesle dövmek ve bardakları boşaltmak için, bunlar birbirine uyan şeylerdir. doğru zamanda tam bir bardak şarap, bu dünyanın tüm zenginliklerinden daha değerlidir! karanlık hayattır, ölüm ölümdür. şöhret sonsuza kadar mavi olacak ve dünya uzun süre sağlam duracak ve gökyüzünde çiçek açacak. ama sen, insan, ne kadar yaşarsın? yüzyıl değil, bu dünyanın çürümüş topraklarında sevinebilirsin! oraya bak! mezarlardaki ay ışığında çılgınca bir hayalet figürü var - bu bir afinite! onun canlarının hayatın tatlı kokusuna nasıl çıktığını duyuyor musun? şimdi şarabı al! şimdi zamanı, zevk! altın bardaklarınızı boşaltın! karanlık hayattır, ölümdür! 2. sonbahar sonbahar sis sisli göl üzerinde mavimsi yalnız; olgunlaşınca, bütün otlar örtülüdür; bir sanatçının yeşimden, ince çiçeklerin üzerinden toz yaydığı söylenir. çiçeklerin tatlı kokusu gitti; soğuk bir rüzgar gövdelerinizi büker. yakında lotus çiçeği solmuş, altın yaprakları suya sürüklenecektir. kalbim yoruldu. küçük lambam çatlaklarla dışarı çıktı; bana uykuyu hatırlatıyor. sana geldim, güvenilen bir yer! evet, dinlen, rahatlama yok! yalnızlığımda çok ağlıyorum. kalbimde sonbahar çok uzun sürer. aşkın güneşi, acı gözyaşlarımı kurutmak için bir daha asla parlamak istemez misin? 3. küçük gölet ortasında gençlik yeşil ve beyaz porselen bir pavilion var. kaplanın arkası gibi, köprü yeşimden pavyona doğru kemerli. arkadaşlar küçük evde oturuyorlar, güzel giyinmişler, içiyorlar, sohbet ediyorlar, bazı ayetler yazıyorlar. ipeksi kolları geriye doğru süzülür, ipeksi şapkaları boynunda komik derinliklere oturur. sessiz su yüzeyinin küçük göletinde, ayna görüntüsünde her şey kaprislidir. yeşil ve beyaz porselenin pavilyonunda kafasında duran her şey; köprü yarım ay ve sıra kemer gibi duruyor. arkadaşlar, güzel giyimli, içiyor, sohbet ediyor. nehir kıyısındaki nilüfer çiçekleri toplamak, çiçek toplama genç kız 4. çalılar ve yapraklar arasında otururlar, kucaklarında çiçek toplarlar ve birbirlerini alay ederler. altın güneş şekil vermek için örgü, çıplak suda yansıtır. güneş, ince bacaklarını, tatlı gözlerini yansıtır ve zephyr, tatlı kokularının büyüsünü havaya taşıyan, gururlu lezzetleriyle kollarının kumaşını yükseltir. oh, bakın, orada güneşin ışınları kadar parlak cesur güvelerde omuz kenarlarında dolaşan güzel küçük çocuklar nelerdir? zaten yeşil meraların dalları arasında genç insanlar tırmandı! komşulardan biri sevinçle komşudur ve uzaklaşır ve acele eder; çiçekler, çimenlerin üzerinde, toynaklarını sallayarak, aniden fırtınada düşen çiçekleri eziyorlar. hei! baş dönmesi içinde çırpınan onun mane gibi, burun delikleri sıcak buğulaması! altın güneş şekil vermek için örgü, çıplak suda yansıtır. ve jungfraun'un en güzeli, ona özlem duyduğu uzun bakışlar gönderir. onun gururlu tavrı sadece önyargıdır. büyük gözlerinin ışıltısında, sıcak bakışlarının karanlığında, kalbinin heyecanı hala beklemektedir. 5. bahardaki sarhoşluk sadece bir hayalin hayat olduğu zaman, neden sonra zahmetli ve veba? artık içemem, bütün gün, sevgili günüm! ve artık içemediğimde boğazım ve ruhum dolu olduğu için kapımı yukarı kaldırıyorum ve harika uyudum!
engel melek
du bist mein engel. sen benim asla vaz gecemeyeceğim meleğimsin
die engel bleiben neben dir uninspiriert melekler senın yanında sönük kalır
das ist schön mein engel ne demek almanca bu güzel meleğim ne demek almanca
dein svhutzengel senin domuz meleğin
dein schutzengel senin koruyucu meleğin




Almanca Öğren

Bu Almanca çeviri hizmeti Google Translation alt yapısı ile almancax.com tarafından sağlanmaktadır. Yapılan çevirilerden elde edilen sonuçlar profesyonel Almanca çeviri veya tercüme sonuçları ile kıyaslanmamalıdır. Almanca - Türkçe ve Türkçe - Almanca çeviri işlemi tamamen bilgisayar tarafından yapılmaktadır.Yapılan çevirilerin sonuçlarından sitemiz ve diğer hizmet sağlayıcılar sorumlu değildir.